Uyuşturucu Raporu: Yoksulluk ve eğitimsizlik gençlerde madde bağımlılığı tetikliyor

Uyuşturucu Raporu: Yoksulluk ve eğitimsizlik gençlerde madde bağımlılığı tetikliyor

Uyuşturucu Raporu: Yoksulluk ve eğitimsizlik gençlerde madde bağımlılığı tetikliyor

İŞSİZLİK, YOKSULLUK VE EĞİTİMSİZLİK: GENÇLERDE UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMI RAPORU

1. Giriş

Madde bağımlılığı hem dünyada hem de ülkemizde özellikle gençleri etkileyen bir sağlık sorunudur. Madde bağımlılığı bireysel ve toplumsal olarak yıkıcı sonuçlara sahiptir.

Özellikle gençlik üzerindeki yıkıcı etkilerine ve son yıllarda madde kullanımı oranlarının artışına bakıldığında bu konu ile ilgili kapsamlı ve toplumsal bir mücadelenin verilmesi gerektiği açıkça görülecektir.

2. Madde Kullanım Verileri ve Sebepleri

Ülkemizde 2011 yılında TUBİM (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi) tarafından ülke örnekleminde ilk kez yapılan Türkiye’de Genel Nüfusta Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM GPS Araştırması) ve Türkiye’de Okullarda Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM SPS Araştırması) sonuçlarına göre esrar dahil herhangi bir uyuşturucu maddeyi en az bir kez deneyenler (yaşam boyu madde kullanımı prevalansı) 15-64 yaş grubunda %2,7, 15-16 yaş grubunda ise %1,5 olarak belirlenmiştir.

Aynı araştırmaya göre, geliri aylık 500 TL ve altında olanlarda yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı %5,6 iken, 501-1000 TL arasında olanlarda %2,2, 1001-2000 TL olanlarda %2,6, 2001 TL ve üzerinde olanlarda %2,9’dur. Gelir düzeyi aylık 500 ve altında olanlarda istatistiksel olarak anlamlı biçimde uyuşturucu madde kullanımını artmaktadır. Yoksulluğun madde kullanımı arttırdığı önemli bir gerçektir.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı, “2014 Türkiye Uyuşturucu Raporu”ndaki istatistiki veriler, uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığının ürkütücü boyutlara ulaştığını ortaya koymuştur. Adli Tıp Kurumları’ndan alınan ölüm nedenlerinin de yer aldığı raporda, Türkiye’de 2014 yılında 7’si kadın 232 kişinin doğrudan, 12’si kadın 416 kişinin de dolaylı olmak üzere 648 kişinin uyuşturucudan hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Bu sayı 2013 yılında 162 kişiyken bir yıl içeresinde ciddi bir artış yaşandığı görülmektedir. Uyuşturucuya bağlı dolaylı ölen 416 kişinin ölüm nedeni olarak, yüksekten düşme, suda boğulma, elektrik yaralanması, mide kanaması, kalp-damar hastalığı, akciğer enfeksiyonu, beyin kanaması, yanık, kanser, cinayet ve elle boğma gibi kayıtlara geçmiştir.. Raporda dikkat çeken bir başka detay ise uyuşturucu madde kullanmaya başlama nedenleridir. Uyuşturucuya başlama nedenlerinin başında yüzde 48.98 ile arkadaş etkisi gelirken, merak nedeniyle başlayanların ise yüzde 23.71 olduğu kaydedilmiştir. Uyuşturucu madde kullanıcılarının yüzde 69.74’ünün ilköğretim mezunu olduğu, madde kullanıcılarının yüzde 66.49’unun hiç evlenmemiş veya yalnız yaşayanlardan oluştuğu ifade edilmiştir.

Uyuşturucuya bağlı doğrudan ölümlerin yaş grupları da detaylı bir şekilde aynı raporda yer almıştır. Buna göre 13 yaşında bir kişinin de uyuşturucudan öldüğü kayıtlara geçmiş, ölenlerin 26’sı 15-19, 54’ü 25-29, 25’i 30-34, 27’si 35-39, 26’sı 40-44, 8’i 45-49, 6’sı 50-54, 5’i 55-59, 3’ü 60-64 yaş aralığında, 2’si 65’ten büyük, 5 kişinin ise yaşı bilinmemektedir. Ölenlerin yaş ortalaması önceki yıllarda 35 iken, genç ölümlerinin artması nedeniyle bu yaş 31’e düşmüştür. 2014 yılında uyuşturucudan ölüm bir önceki yıla göre 4 kat artarak 648 olmuştur.

Madde kullanan kişilerin yüzde 64.81’inin ilköğretim mezunu, yüzde 49.31’i işsiz, yüzde 31.93’ü düzenli bir işi bulunmayan, yüzde 2.26’sının ise öğrenci olduğu tespit edilmiştir.

En yüksek ölüm oranı İstanbul (yüzde 49.6) olarak kayıtlara geçerken bu ili Antalya (yüzde 10.8), Adana (yüzde 7.3) ve Ankara (yüzde 5.6) takip etmektedir.
Son dönemlerde gündeme gelen bonzai kullanımı ise yüzde 38 artmıştır.

Verilere bakıldığında işsizlik, yoksulluk ve eğitim oranının düşüklüğünün gençlik üzerinde madde kullanımını arttırdığı açıktır. İşsizlik ve gelir düşüklüğünün sebep olduğu psikolojik travmalar, gençliği madde kullanımına itmektedir. Bu sebeple, özellikle son 15 yılda eğitim ve ekonomik alanda yaşanan krizler gençlerin intihar oranlarını ve uyuşturucu madde kullanımlarını arttırmaktadır. İşsiz, parasız kalan ve eğitim kalitesi günden günden eriyen gençler, geleceksizliğe mahkum edilmektedir.

Dünya verilerine bakıldığında ise, BM Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Dairesi’nin (UNODC), 2016 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre, dünyada uyuşturucu bağımlılarının sayısı 29 milyona ulaşmıştır. Raporda, yetişkin nüfusun yaklaşık %5’inin, bir başka deyişle 15 – 64 yaşları arasında yaklaşık 250 milyon kişinin 2014 yılında en az bir uyuşturucu madde kullandığı, madde kullanım bozukluğu olan kişilerin sayısının altı yıldan beri ilk defa artarak 27 milyondan 29 milyona çıktığı bilgisine yer verilmiştir. Rapora göre, madde kullanım bozukluğu olan her 6 kişiden ancak 1’i tedavi olmaktadır.

3. Uyuşturucu Şebekelerine Yönelik Operasyonlar

KOM'a bağlı Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) tarafından hazırlanan 2016 yılı Türkiye Uyuşturucu Raporu'na göre, uyuşturucu ve satıcılarına yönelik operasyon ve yakalanan şüpheli sayısında artış mevcuttur. İstanbul’da 2016’da uyuşturucu satıcılarına yönelik olarak 686 operasyon yapılmış, 1301’i torbacı, 1439’u kullanıcı olmak üzere 2 bin 740 şüpheli yakalanmış, 6 ton 382 kilo uyuşturucu ile 1 milyon 178 bin 805 adet hap ile ele geçirilmiştir.

Ülkemizin üretim bölgelerine yakın oluşu ve üretim ile tüketim bölgeleri arasında kaçakçılık güzergahları üzerindeki konumu uyuşturucu piyasası oluşmasına etki eden en önemli faktörlerdendir. Türkiye bu konumu gereği legal veya illegal ticareti yapılan ürünlerin yoğun akışına maruz kalmaktadır. Afyon ve türevlerinin dünyaya arzında temel olarak Afganistan, Burma [Myanmar], Laos ve Meksika ülkeleri önemli rol oynamaktadır. Afganistan, dünya eroin pazarının %80’ini, ham afyon pazarının ise %70’ini karşılamaktadır.

Türkiye’ye eroinin Afganistan ve İran menşeili olarak, Hakkari, Van ve Ağrı başta olmak üzere doğu illerinden yasa dışı yollarla sokulduğu belirtilirken, her geçen yıl kullanımı artan deniz yolunun eroin kaçakçıları için önemini koruduğu vurgulanmaktadır. Son yıllarda eroin kaçakçılarının Türkiye’de, Karadeniz sahil şeridini yoğun olarak kullandıkları tespit edilmiştir.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 2013 yılı Raporu’na göre, 1984-2013 yılları arasında güvenlik kuvvetleri tarafından yapılan 377 operasyonda terör örgütlerinin uyuşturucu olayına karıştığı tespit edilmiştir. Bu olaylarda toplam 1.232 kişi yakalanmıştır. Terör örgütlerine karşı yürütülen operasyonlarda bu güne kadar 4.584 kg eroin, 36.550 kg esrar, 17.958.469 kök kenevir bitkisi, 4.305 kg bazmorfin, 22 kg afyon sakızı, 710 kg kokain, 344.135 adet sentetik uyuşturucu, 27.630 lt asetik anhidrit ve 4 adet imalathane ele geçirildiği açıklanmıştır.

Günümüzde başta yasa dışı uyuşturucu ticareti olmak üzere, organize suçların işlenmesi suretiyle elde edilen büyük tutarlardaki suç gelirlerinin önemli bir bölümü, organize suç faaliyetinin devamını sağlamak amacıyla kullanılabilmekte, ayrıca bu gelirlerle terör faaliyetleri de finanse edilebilmektedir.

4. Tedavi Oranları

Türkiye'de resmi rakamlara göre uyuşturucu kullanan kişi sayısı son 3 yılda yüzde 20 artarak 1.5 milyona ulaşmıştır. Bağımlı sayısı ise 160 bine ulaşmış ve son 10 yılda bin 61 bağımlı hayatını kaybetmiştir.
Türkiye’de toplam yatak kapasitesi 544 olan ve 13 ilde devlet ve üniversite hastanelerine bağlı olarak faaliyet gösteren 22 AMATEM’den sadece 4’ü yatarak tedavi gören çocuk hastaları kabul etmektedir. Tedavi merkezi sayısının yetersiz olması ve merkezlerin belli bölgelerde yığılması tedaviye ulaşmada ve tedavinin devam ettirilmesinde sıkıntıların yaşanmasına neden olurken, özel hastanelerin ancak 4 servisle destek verdiği mücadelede, tedavi için başvuranların sayısı 155 bin 99’u ayakta, 5 bin 214’ü yatarak olmak üzere 160 bin 313’e ulaşmıştır.
5. Devletin Madde Kullanımı Üzerindeki Rolü
Madde kullanımı ile mücadelede en önemli rol sosyal devlete düşmektedir. Gençlik üzerinde bunca yıkıcı etkisi olan madde kullanımının en önemli sebepleri arasında; işsizlik, yoksulluk ve eğitim düzeyinin düşüklüğü vardır. Bu sebeple, sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak devlet, madde kullanımının önüne geçmeli ve bu konuda gerekli önlemleri almalıdır.
Madde kullanım alanında yaşanan artışın en önemli sebebinin işsizlik ve yoksulluk olduğu göz önünde bulundurulduğunda, çözülmesi gereken en önemli problem işsizliktir. Her 4 gencimizden biri işsizlikle mücadele etmekte ve işsiz sayıları düzenli olarak artış göstermektedir.
Eğitim hakkından yararlanamayan çocuklarımız ve gençlerimiz bir an önce bu hakka kavuşturulmalıdır. Sayısı her yıl artan “çocuk işçi” problemi çözülmeli, çocuklarımız ve gençlerimiz için eğitimin temel bir hak olduğu unutulmamalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen rehberlik hizmetleri genişletilip daha nitelikli hale getirilmeli, yetersiz olan psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenleri sayısı arttırılmalıdır. Eğitim müfredatı da ortaya çıkan bu sonuçlar üzerinden sorgulanmalıdır.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından gençlerin gelişmesine yönelik etkinlikler arttırılmalı, özellikle risk grubunda bulunan gençler desteklenmelidir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurum’u tarafından uygulanan eğitimler arttırılmalı ve madde kullanımının önüne geçecek politikalar üretilmelidir.

Tedavi merkezlerinin çocuklarla ilgili yatak kapasitelerinin yetersiz olması nedeni ile daha çok ayakta tedavi uygulanmakta veya birkaç ay sonrasına randevu verilmektedir. Ayakta tedavi uygulanan çocukların yoksunluk belirtilerini yoğun olarak yaşaması ve aynı durumda olan akranları ile bir arada olması sebebiyle, tedavi gördüğü kurumları sıklıkla izinsiz olarak terk etmekte ve tedavi sağlanamamaktadır. Bu nedenle sağlık hizmetlerindeki yetersizlik çözülmeli ve tedavi yolları ve olanakları geliştirilmelidir.

Close